NAMIK KEMAL
Namık Kemal, batılılaşma maceramızın Türk aydınına yüklediği sorumlulukların ve yaşattığı buhranların buluşup numûne teşkil ettiği bir yüzyıl vicdanıdır. Dil ve edebiyatta “müceddid” olduğun gibi fikirde de yenileşme hamlesinin fiilî öncüsüydü. Eski edebiyatı çok iyi bildiği için, dil ve edebiyattaki yenileşme gayretleri toplumda mâkes buluyordu. Geleneksel müesseselerle anlamlı bir terkîbe ulaştırıldığı için Batı’dan etkilenerek geliştirilen fikirlerinde olduğu gibi... Meşrutiyet, Meşveret, Meclis, Tabiî Hukuk, Osmanlıcılık, İttihad-ı İslâm, hürriyet, müsavat, ihtilal, Yeni Osmanlılar, gazetecilik, vatan ve milliyetçilik... bütün bu fikirlerin ve mesleklerin son Osmanlıları etkilememiş olması düşünülemezdi. Hele hele Alman Birliği sağlanırken, Osmanlı ülkesinde veya Doğu’da ümmeti ya da milleti, bir yeni ideal etrafında birleştirme gayretlerinin ortaya çıkmasından daha tabiî ne olabilirdi? Batı düşüncesinin Doğu’yu etkilemesi bizde de kaçınılmaz biçimde (Nurettin Topçu’nun yabancı ideolojiler adını verdiği) Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük akımlarının doğmasına yol açtı. Artık Tanzimat’la birlikte çağdaş Türk düşüncesi diye bir çerçeve çiziliyorsa; bu, Batı tesirindeki Türk düşüncesidir ister istemez. Buna geleneksel değer ve müesseselerle bütün karşı duruşlar veya bütün sentez arayışları da dahildir.